Get Adobe Flash player
Bölmeler
Yayın Organlarımız
Arşiv
Ziyaretçiler

free counters

Yurda Dönüş

Toprağın Sabrı – Ahıska Türkleri
14-16 Kasım 1944 Ahıska, Gürcistan. Mayıs-Haziran 1989 Fergana, Özbekistan. Ocak-Şubat 1990 Taşkent, Özbekistan. Halkımızın tarihinde kara harflerle yazılan yukarıdaki tarihlere yine yeni biri eklendi, Nisan 2010 Mayevka, Bişkek, Kırgızistan.
Bizler, 14 Kasım 1995 tarihinde Ankara’da Ahıskalı Türkleri Temsilen ve İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabiri olarak, dünyanın dört bir yanından gelen Ahıskalı Türk Halkımızın Temsilcileri ile birlikte ilk kurultayımızı düzenlerken, saygıdeğer Necati Doğru Abi, ekonomi köşesinde ‘‘Toprağın Sabrı – Ahıska Türkleri’’ başlıklı bir yazı yazmıştı…
Aynı gün, saygıdeğer Mustafa Necati ÖZFATURA Abi de, dış politika köşesinde ‘‘Ahıska Türklerinin sürgünü ve problemleri’’ni içeren yüzlerce yazısından birini kaleme almıştı…
Aradan 15 yıl geçti…
Dünyada çok şey değişti…
Ahıskalı Türkler, 14-16 Kasım 1944’den önce, sadece Gürcistan’ın Ahıska bölgesindeki anavatan topraklarında yaşarken, şimdi, tarihi vatanları Türkiye başta olmak üzere, ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da, yani dünyanın dokuz ülkesinde dağınık halde yaşamaktalar…
Söylemesi dile kolay…
Dünyanın üç kıtasındaki dokuz ülkede…
Değişik iklim ve coğrafya şartlarında, bir birlerinden binlerce kilometre uzakta…
Değişik ülkelerde, çeşitli dil, din ve kültürdeki insanlar arasında…
Bunca acı, hasret ve kayıplara rağmen…
Büyük özveri, cesaret ve fedakarlıkla, defalarca sürgün ve saldırılara maruz kalmalarına ve binlerce şehid vermelerine rağmen…
Sovyetler Birliği’nin Komünist Partisi Genel Sekreteri İosif Vissariyonoviç Jugaşvili’nin (Stalin) imzasını taşıyan 31 Temmuz 1944 tarihli “Devlet Savunma Komitesi”nin gizli kaydıyla kaleme aldığı, 6279 nolu karar ile Gürcistan’dan, anavatan Ahıska’dan hayvan vagonlarında sürgün edilmelerine rağmen…
Ehl-i sünnet vel-cemaat olarak, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Allah-ü Teala’nın (Celle Celalüh) ihsan ettiği sabırla…
Kendi dillerini, dinlerini, örf ve adetlerini korudular.
14-16 Kasım 1944 tarihleri… Ahıska, Gürcistan…
Mayıs, Haziran 1989 tarihleri Fergana, Özbekistan…
Ocak, Şubat 1990 tarihleri Taşkent, Özbekistan…
Halkımızın tarihinde kara harflerle yazılan yukarıdaki tarihlere yine biri eklendi…
Nisan 2010 tarihi… Mayevka, Bişkek, Kırgızistan…
Bu sefer, geçtiğimiz günlerde, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek yakınlarındaki Mayevka kasabasında Ahıskalı Türklere ait evlere yapılan saldırılar sonucunda beş Ahıskalı Türk’ün feci şekilde öldürülmesi, 100′e yakın insanımızın yaralanması ve 30′a yakın Ahıskalı Türk’ün evlerinin yakılmış ve yağmalanmış olmasıyla sonuçlanan olaylar bizi derinden sarstı…
Yüreğimiz sızladı… İçimiz kan ağladı…
Olaylarda şehid olan Ahıskalı kardeşlerimize Allah-ü Teala (Celle Celalüh) rahmet eylesin. Amin. Yakınlarının başı sağ olsun. Allah-ü Teala (Celle Celalüh) sabırlar versin. Allah Teala (Celle Celalüh) olaylarda yaralanan Ahıskalı Türk kardeşlerimize acil şifalar versin. Amin. Kırgızistan’daki Ahıska Türkleri Dernek Başkanımız Mürefeddin Sakimov başta olmak üzere, tüm Ahıskalı Türk Halkımıza Allah-ü Teala (Celle Celalüh) sabırlar versin.
Bizler onları çok iyi anlıyoruz…
Çünkü, benzer olayları 20 sene önce, Özbekistan’da bizzat yaşadık…
Peki, neden bunlar hep Ahıskalı Türklerin başına geliyor ?
Müslüman Türk oldukları, çalışkan ve dürüst oldukları için…
Anavatanları Gürcistan’ın Ahıska bölgesine veya atayurtları Türkiye’ye halen dönemedikleri için…
Peki, Ahıskalı Türkler bundan sonra ne yapmalılar ?
Tüm zorluklara rağmen sabırlı ve birlik ve beraberlik içinde olmalılar…
Bir birlerini Allah Teala’nın (Celle Celalüh) rızası için sevmeli ve desteklemeliler…
Peki, Ahıskalı Türklerin, Türk Halkımızdan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimizden ne gibi istekleri var ?
TBMM’de, 02.07.1992 tarihinde kabul edilen 3835 sayılı “Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun’un ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin 1992 yılında kabul ettiği 3706 nolu karar ivedilikle uygulanmalıdır…
1990 yılından itibaren Türkiye’ye göç etmiş olan Ahıskalı Türklerin yaptıkları vatandaşlık müracaatları için yardımcı olunmalı ve 1990 yılından itibaren Türkiye’ye göç etmiş olan Ahıskalı Türklere, T.C. Vatandaşlığı ve Çifte Vatandaşlık hakkının ivedilikle verilmesi için, ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan Hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında koordinasyon sağlanmalı ve bir anlaşmaya varılmalıdır…
Türkiye’ye serbest göç eden Ahıskalı Türklere ikamet ve çalışma izni ivedilikle verilmelidir…
Doktor, mühendis, öğretmen ve diğer meslek sahipleri olan Ahıskalı Türklerin, diplomaları için denklik almaları konusunda, YÖK tarafından kolaylık sağlanmalıdır…
Türkiye’de ve yurt dışında ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da yaşayan Ahıskalı Türklerin eğitim, sağlık, istihdam, konut ve sosyal güvenlik problemlerinin çözümü için;
ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan Hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında bir anlaşmaya varılmalıdır…
ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da yaşayan Ahıskalı Türk çocuklarının, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer ilgili kuruluşlar kanalıyla, 23 Nisan Çocuk Bayramına katılmaları ve Türkiye’deki Üniversitelerde eğitim almaları sağlanmalı ve mevcut olan kontenjanlarının sayıları ivedilikle artırılmalıdır…
Ahıskalı Türklerin, Gürcistan’daki tarihi vatanı olan Ahıska Vilayeti’ne dönmeleri ile ilgili konu, Gürcistan’ın 1999 yılında Avrupa Konseyi’ne üye olması ile birlikte gündeme geldi. Gürcistan Hükumeti, uluslararası hukuk kurallarına göre, Ahıskalı Türkleri 2011 yılına kadar kendi topraklarına kabul etmeyi taahhüt etti.
Ancak, sayıları yaklaşık 350 bin olan Ahıskalı Türkler, başta Türkiye olmak üzere, ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da dağınık hâlde yaşıyor ve karşılaştıkları problemler de gün geçtikçe artıyor. Ahıskalı Türklerden isteyenlerin kendi toprakları olan Gürcistan’ın Ahıska Bölgesine yerleşmesi için, Türkiye, ilgili ülkelerle Gürcistan arasında bir anlaşmayı temin etmelidir…
Türkiye; Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, BM, AGİT ve diğer uluslararası kuruluşlarda, Ahıskalı Türklerin haklarının korunması ve problemlerinin halledilmesi için girişimlerde bulunmalıdır.
Muhammet İZZETOĞLU
Ahıskalı Türk, Araştırmacı Gazeteci Yazar.
İhlas Haber Ajansı (İHA), TGRT Huzur TV ve Türkiye Gazetesi E.Muhabiri.
Abu Rayhan Beruni adındaki Taşkent Devlet Politeknik Enstitüsü mezunu.
Petrol ve Doğalgaz Mühendisi.
Uluslararası Yönetim (İdare), İşletme ve Hukuk Enstitüsü (San-Marino) mezunu. Yönetici.
Ahıskalı Türkler Vakfı’nın (Ahıskalılar Vakfı’nın) İlk Kurucusu ve İlk Kurucular Heyeti Başkanı.
Kaynak :
http://www.ahiska.net
Kaynak: http://www.ahiskalilar.org/portal/modules.php?name=Kose_Yazilari&file=yazi_oku&sid=59

Yazar İletişim: izzetoglu@hotmail.com

*   *   *

Vatana Dönüş Fırsatı

1944 sürgününden beri vatana dönüş yolunda verilen mücadeleler zamanla kesintiye uğrasa da birçok defa önemli fırsatlar ele geçmiştir.
Bunların değerlendirilip değerlendirilmediği tartışmasını bir kenara bırakarak, şimdi elimize geçen önemli bu yeni fırsatın nasıl değerlendirilmesi konusuna ışık tutalım. Kim ne derse desin ortada kesin bir doğru var. O da; Sovyetlerin dağılmasından sonra Gürcistan yönünü batıya çevirerek Avrupa ile sıkı ilişkiler geliştirdi. Avrupa ülkeleri ise demokratikleşme yönünde adım atan bu ülkelere destek olması bakımından merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan, Avrupa Konseyi’ne üyeliğe kabul etti.
Gürcistan’nın üyelik süreci tam 3 yıl sürdü. 1996 yılında başvuran Gürcistan’ı 1999 yılında üyeliğe kabul ederek birde ön şart koştu. Bu ön koşul Mesket (Ahıska) Türkleri’nin haklarının geri iade edilmesi idi. İmzaları atan ve taahhüt altına giren Gürcistan bu konuda 2005 yılına kadar deyim yerindeyse kılını kıpırdatmadı. Ta ki Avrupa Konseyi Parlamenterleri gidip Rusya’da, Ahıska Türkleri’nin ağır yaşam koşullarını rapor edip Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Genel Kuruluna (AKPM) sununcaya kadar.
Avrupa Konseyi’nden gelen baskılara dayanamayıp harekete geçen Gürcistan somut adımlar atarak eksikleriyle dolu da olsa bizim ihtiyaçlarımıza cevap vermese de en azından bir yasa çıkardı. Bu yasanın uygulanmaya geçmesi ve yasanın içeriğini yönetmenliklerle Ahıska Türkleri lehine çevirme fırsatı şimdi bizim elimize geçmiştir.
25 Ocak 2010 tarihinde ilk defa bir Türk Parlamenter Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) başkanlığına seçilmiştir. Antalya Milletvekilimiz Mevlüt Çavuşoğlu bu konuda daha önceden de önemli çalışmaları olmuştu. Bu bizim için önemli bir şanstır. Büyük bir fırsattır. Çavuşoğlu 2 yıl bu görevde kalacaktır. Zaman kaybetmeden değerlendirme yoluna gitmeliyiz.
En azından Türkçe, Fransızca ve İngilizce olarak içimizden geçenleri mantıki olarak yazıp aşağıda vereceğim adrese gönderebiliriz.
İkinci bir fırsat ise yine Avrupa Konseyi’nin karar organı olan Bakanlar Komitesi’ne Kasım 2010 tarihinden itibaren dönem başkanlığı Türkiye’ye geçiyor. Dolayısıyla önümüzdeki kısa dönemi çok iyi değerlendirmemiz ve bu süreyi iyi kullanmamız gerekiyor.
Vatan, Ahıskalı derneklerin ortak mücadelesidir
Türkiye’de ve dışarıda Ahıskalılar’ın bulunduğu tüm bölgelerde faaliyetlerini sürdüren derneklerin yöneticileri önümüzdeki bu zamanı iyi değerlendirmeleri gerekiyor. Çünkü bu konu tüm Ahıskalıların ortak mücadele alanıdır.
Konunun önemini dile getiren yazılar ve raporlar hazırlanarak ilgili makamlara arz edilmesi gerekiyor. Sürekli aynı dili konuştuğumuz hatta sorunlarımızla her ortamda ilgilenmek zorunda olan bu yöneticilerimizle iletişim içinde olunması zorunludur. Her ağızdan ayrı bir ses çıkmamalıdır. Sırf bu konuda oluşturulacak bir delegasyonla çalışmaları hızlı bir şekilde yürütülmesi gerekir.
Senede 4 defa toplanan Avrupa Konseyi parlamenterler Meclisi dönemlerinde Strasbourg’ta muhakkak bir Ahıskalı delegasyon bulunmalıdır. Bu konuda atılacak adımların takibi ve işlerin hızlandırılması açısından son derece önemlidir.
AKPM’yi dilekçe yağmuruna tutalım
1944 senesinde elimizden zorla alınan bu hakların geri alınması için boş konuşmaktansa artık herkes bireysel olarak, dernekler de sivil toplum temsilcileri ve kurumsal olarak harekete geçmelidir. Bu konuda Üniversitede öğrenci olarak bulunan Ahıskalılar ve önemli meslek sahipleri yani kısacası eli kalem tutan mürekkep yalamış Ahıskalılar konuyu anlatan özet halinde yazacakları dilekçeleri (Türkçe, Fransızca ve İngilizce) yani bu üç dilden hangisinde yazarsak yazalım önemli değildir. Önemli olan derdimizi anlatacak 2 satır yazıdır. Göreceksiniz bu çok ses getirecektir. Önümüzdeki toplantılar için oluşturulacak konuyla ilgili delegasyonumuza da önemli katkıları olacaktır.
Yazılaak dilekçeleri Postadan iadeli taahhütlü olarak şu adrese gönderelim:
Monsieur ÇAVUŞOĞLU Mevlüt
Président de l’Assemblée Parlementaire
du Conseil de l’Europe
Avenue de l’Europe
67075 STRASBOURG-Cedex
F R A N C E

Burhan ÖZKOŞAR
Hürriyet Gazetesi
Fransa Temsilcisi.

* * *

Gebze’deki Vatan Ahıska

Ahıska neresi diyeceksiniz? Ahıska gönül yarası, Ahıska ikinci dünya harbinden sonra yüzbinlerce Ahıska Türkünün soykırım ve sürgüne uğradığı yer.
Ahıska gerçeği ile ilk kez 12 yıl önce tanışmıştım.. Gebze’ye Ahıska Türkleri gelmişdi. Kalacak ev ve yerleri yoktu. Rusya’dan Gebze’ye gelen Ahıskalıların kalmaları için yer aranıyordu. Çayırova Ziraat okulu sahasındaki boş olan Ziraat okulu binalarının Ahıskalılara tahsis edilmesini önermiştim.. Onlarca Ahıskalı aile buraya sığınmışlardı. Bu ailelere Darıca Kuş cennetinde de iş imkanı sağlamıştık. 12 yıldır Ahıska’ya gitme isteğim, nihayet 2009’un Eylül ayında gerçekleşti. Aradan 12 yıl geçmişti.. Geçtiğimiz yıl Eylül ayında Ahıska’ya giderek belgesel çekimleri yaptım. Gürcü ve Ermenilerin yerleştirildiği Ahıska’da belgesel çekimlerimiz çok zor oldu.
Belgesel çekimi için Gebze’deki Ahıskalılarla da görüşmek istedim. Değerli gönül dostu Ahıskalı Aziz Aziz bey bizleri, 12 yıl önce yerleşip ve iş bulmalarına vasıta olduğum Ahıska’yı ziyaret ettim. Burada kurulan Vatan Ahıska’da insanlar hayatlarından memnun. Dedeler ve ninelerle konuştuk. Çok önemli bilgiler alıp kendileri ile söyleşi yaptık. Gebze’deki Vatan Ahıska’da oturan tüm Ahıskalılar Devr-i Alem TV programı aracılığı ile selam gönderdiler.
AHISKA’DAN BATUM’A DEVR-İ ALEM…
Güneşli bir son bahar… yapraklar sararmış. Yayla obaları boşalmış… Köyler büyük şehirlere göç etmiş. Biz Karadenizin karşı yakasındaki Ahıska’da, Batum’da Gürcistan’da ve Kırım’daki göç hikayelerini araştırmak için yoldayız..
Gebze’ den başladığımız Anadolu yolculuğumuz da Şehzadeler şehri Amasya, Malazgirt Savaşı’ndan sonra çevresindeki kalelerin bir bir alınmasıyla Türk’ün cesaret ve gücünü temsil edercesine adı Türk’ün tokatı ile özdeşleşen Tokat, bir gümüş şehri olan Gümüşhane, Dünyada 600 yıl hüküm süren, sınırları 20 milyon metre kareye kadar genişleyen Cihan İmparatoru Osmanlı Devleti’nin kurulmasında dönüm noktasını teşkil eden 10 Ağustos Cuma 1230 tarihli Yassıçemen zaferinin gerçekleştiği can ilimiz Erzincan, zengin yurt anlamına gelen ve tarihi Kop Savunması’nın gerçekleştiği Bayburt, Selçuklular tarafından Malazgirt Zaferi’nden önce fethedilen ve Kartal yuvasına benzer muhteşem kalesiyle Artvin vilayetimize uğrayarak tarihi ve manevi iklim duraklarında nefes alıp, medeniyetimizin muhteşem tarihine bir kez daha şahitlik ederek tarih ve geçmiş şuurunu hafızalarda yeniledik.
Yolculuğumuz sırasında buram buram tarih kokan Anadolu coğrafyasının rengarenk motiflerini otomobilimizin camından çekmeden geçemiyoruz. Yollarda hummalı çalışmalar, ekin tarlalarında çalışkan Anadolu kadınları, tüm zorluklara rağmen yaşama ümidini yitirmediği feri sönmemiş göz bebeklerinden anlaşılan masum ve mazlum Anadolu çocukları ve doğal ve bereketli coğrafyanın bağ ve bahçeleri arasında bazen mola vererek ve bazende seyir halinde bizden bir parça olan et ile tıranağın ayrılamayacağı gibi bizim onlardan onlarında bizden kopmadığını dünyaya haykırmak için acının, hüznün ve dramın kol gezdiği Türk yurdu Ahıska’ ya doğru ilerliyoruz.
Ardahan’ a varmadan önce sınır ilimiz Artvin’in Şavşat ilçesinde yeşilin tüm tonlarının mevcut olduğu doğal ormanlarından ve ahşap karadeniz evlerinden geçerek birdenbire değişen iklimi ve doğal görüntüsü ile sisler içerisinde ki büyükbaş sürülerinin yayıldığı geniş düzlükleriyle Ardahan şehir merkezine varıyoruz. Ardahan, dağ eteklerin de ” ÖNCE VATAN ” – ” MEHMETÇİK ÖLMEZ ” sözleri objektifimize takılıyor ve Türkçe yazan şehir tabelaları ve okunan Ezan – ı Muhammedi Türkgözü sınır kapısından sonra görmek ve duymak neredeyse artık imkansızlaşıyor. Bu düşüncelerin de vermiş olduğu duygu yoğunluğuyla Kura nehrinden geçerek Türkgözü sınır kapısına doğru ilerliyoruz.
Dağ eteklerindeki karlardan da anlaşıldığı üzere yöre halkının kışa hazırlık için hayvanlarının yiyecek ihtiyacını karşılamak amacıyla yapmış oldukları saman istiflerini de görüntüleyerek 2540 rakımda Ilgar dağı eteğinde ” BAYRAK İNMESİN, EZANLAR SUSMASIN” diye vatan uğruna şehit düşen Mehmetçiklerimiz için yapılan şehitler çeşmesinde buz gibi kaynak sudan içip, aziz Mehmetçiklerimize de vefa borcumuzu ödeyerek fatiha okumayı da unutmuyoruz. Ama hedefte gönül telimizi titreten Ahıska olduğu için yolumuza devam ediyoruz ve sonunda Gürcistan’ a bizi bağlayan Türkgözü sınır kapısına varıyoruz.
TÜRKİYE İLE GÜRCİSTAN’I KAVUŞTURAN TÜRKGÖZÜ SINIR KAPISI
Yurdumuzun doğudaki serhat şehri Ardahan’ın Posof ilçesinde bulunan Türkgözü sınır kapısı Türkiye ile Gürcistanı kavuşturma görevi ifa ediyor. Sınır Kapısı Sabah 8.00 ile akşam 18.00 saatleri arasında açık. Sınır kapısını daha çok Ermeniler, Gürcistan üzerinden Ermenistan’a geçiş yapmak için kullanıyorlar. Sınır kapısında bir grup Ermeni’yle karşılaşıyoruz. Türkçe bilen bir Ermeni’den Türkgözü Sınır Kapısı ile alakalı malumat alıyoruz. Söylediğine göre Erivan Türkgözü arası yaklaşık üç yüz km imiş. Ve yine söylediğine göre Türk vatandaşları da günübirlik Ermenistan’a girip çıkma imkanına sahiplermiş.
Türkgözü Sınır kapısından 481 km mesafe katederek,içimizde sel olup taşan merak ile Gürcü diyarına giriş yapıyoruz. Yeni bir toprağı ve farklı doğan bir güneşi görüp tanıyacak olmanın verdiği bedii heyecan yanı başımızda. Bu hislerimizin refakatinde varıyoruz Gürcistan’a ve öykümüzün ilk ilmeğini atıyoruz.
Gürcüce Sakartvelo anlamına gelen Gürcistan, Karadeniz’in doğu kıyısında, Güney Kafkasya’da yer alan bir ülke. Tam adı Gürcistan Cumhuriyeti. Eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Gürcistan’nın kuzeyinde Rusya, güneyinde Azerbaycan, Ermenistan ve güneybatısında Türkiye yer alıyor. Ülkenin batı sınırını ise çırpınan asi karadeniz suları çiziyor. Bugünkü Gürcistan, Taş Devrinden bu yana yerleşim yeri olarak kullanılır. Klasik dönemde ülkenin doğusunda kurulan İberia Krallığı ve batısında kurulan Kolheti Krallığı, Gürcülerin kültürel gelişiminin ve devlet kurma geleneğinin başlangıcını oluşturur. Yazılı kaynaklara göre Proto-Gürcüleri İ.Ö 12. yüzyılda tarih sahnesine çıkarlar. Arkeolojik buluntular ilk Gürcü siyasal yapılanmasının İ.Ö 7. yüzyıla kadar gerilere gittiğini gösterir. İ.Ö 4. yüzyılda ilk birleşik Gürcistan krallığı kurulur. Yüzyıllar boyunca İran, Moğol, Rusya ve Osmanlı Devleti’nin çekişmesine sahne olan Gürcistan, 1801’den itibaren Rusya tarafından ilhak edilir. 1918-1921 tarihleri arasında Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti adı altında bağımsız bir devlet kurulur. 1921’de ülkeye Kızıl Ordu girince Gürcistan, Sovyet cumhuriyetlerinden biri olur.1991 yılında Sovyetler çökmesiyle birlikte Gürcistan 1991 yılında yeniden bağımsızlığını kazanır.
HÜZNÜN KOL GEZDİĞİ BİR SUSKUN KENT: AHISKA
Gürcistanda ilk durağımız ülkenin güneybatı bölümünde yer alan Ahıska. Türkgözü sınır kapısından girdikten sonra içimizi tarif etmekte zorlandığımız, hüznün kol gezdiği Ata topraklarında bir ürperti kaplamaya başlamıştı. Sıcak havaya rağmen Rusların sömürgesiyle de talan ve harap olan bu topraklarda sanki bir ölüm sessizliği kol geziyordu. Aslında bu vahim tablo, dünya konjoktüründe ülkenin kültür mirası ve iktisadi alanda ne kadar geri kaldığının da göstergesi. Ortodoks Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden biri olan Gürcistan’ ın Ahıska bölgesinin girişinde de çarmıha gerilmiş şekilde duran Hz. İsa motifli haç işareti dikkatimizi çekiyor. Sessiz olan Ahıska da ne bir Türkçe isim ne de bir ezan sesine rastlamak imkansız. Çünkü bu sessizliğin en büyük göstegesi hemen sınıra yakında bir mevkide yer alan Vale köyünde 1950′ li yıllarda kapatılmış, tahrip edilmiş ve perişan bir halde bakımsız olarak kendi kaderine terk edilen camii bizi ilk baştan derinden etkiliyor ve üzüyor.
Ahıska’ya ilk kez 12. yüzyıldaki tarih kayıtlarında rastlanır. 12-13. yüzyıllarda Samtshe’nin yöneticileri Şalva ve İvane’nin Ahıska olduğu belirtilir. 13. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Samtshe Jakeli ailesi tarafından yönetilir. Kent, 1578’de Türk ordusu tarafından kazanılan Çıldır Meydan Savaşı sonucunda Osmanlıların eline geçer ve 1628’de Çıldır Eyaleti’nin (Ahıska Paşalığı) yönetim merkezi olur.1828’de 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Rus birlikleri komutanı General Paskeviç, kenti ele geçirir. 1829 tarihli Edirne Antlaşması’yla Ahıska, Rusya’ya bırakılır. Bu savaştan sonra bölgeden Müslüman ve Katolik nüfusun önemli bölümü Osmanlı topraklarına göç eder.Buradan gelen Katolik Gürcüler, 1861’de İstanbul’un Bomonti semtinde Katolik Gürcü Kilisesi’ni kurarlar.II. Dünya Savaşı’nda bölgenin Müslüman nüfusu tümüyle bölgeden göç ettirilir. Bu Ahıska Türklerinin göçünden sonra, Sovyet yönetimi bölgeye Ermeni nüfusu yerleştirir ve Ermeniler bölgenin hakim nüfusu haline gelirler.
Ahıska, Çarlık yönetimi sırasında önce Kutaisi, sonra Tiflis valilikleri içinde yer alır. Kentin eski yerleşmesinde surlar, kale ve cami ile Azize Marine Kilisesi vardır. Kentin yakınlarında ise Sapara Manastırı bulunur. Kentin nüfusu yaklaşık 18.500’dür. Türkiye’de özellikle Artvin ve Ardahan illerinde önemli addedilebilecek Kıpçak (Ahıska) Türkü nüfusu bulunur.Ahıska ‘nın Türk tarihindeki en önmli yeri,1500’lü yıllarda Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı toprağına alınmış Çıldır eyaletinin Başkenti yapılmış olması. 1820 yıllarında Rus Çarlığı Ahıska’yı işgal etti. Bundan sonra burada büyük sıkıntılar ve sorunlar yaşandı. 1944’de 100 bine yakın Ahıska Türk’ü vatanlarından sürüp soykırıma tabi tutulan Ahıska’da büyük beşeriyet bir dramı yaşandı ve Ahıskalılar ” vatan vatan diye” Ahıska’ya dönme mücadelesi vermeye başladılar
Yaya olarak girizgah yaptığımız Ahıska, kuraklığın hiç işinin düşmediği verimli zümrüt yeşili bir ova. Ardahan’a inat doğunun Çukurova’sı gibi arz-ı endam ediyor adeta Ahıska. Seralar, meyve bahçeleri, üzüm bağları ve sulak alanlar göz ve gönül ziyafeti sunuyor .’Yeni Kale’ anlamına gelen Ahıska,bu adı bölgedeki Osmanlı hakimiyeti sırasında almış.Ahıskanın en büyük önemli özelliklerinden biri bu coğrafyada tezahür eden Türk mevcudiyeti. Ahıska topraklarında kadim zamanlarda önemli ölçüde Türk nüfusu bulunuyormuş ancak bu nüfus, 1944 yılında totaliter Stalin tarafından iki saat içinde tren vagonlarına doldurularak, gidecekleri yere kadar aşağı dahi inmemek koşulu ile kapalı tren vagonlarında Orta Asya’ya sürülerek Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a yerleştirilmiş. Bu sürgün Stalin’in Karadeniz kıyılarını Türklerden temizleme operasyonunun bir parçası olduğu Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra açıklanan arşivlerde ortaya çıkarılmış.Bu hazin sürgününde binlerce Türk’ün yolda yaşamını yitirdiğini öğrendiğimizde içimiz burkuluyor.Yalnız hunharca gerçekleştirilen bu kıyıma rağmen bugün bu topraklarda bir çok insan Türkçe konuşuyor.
Ancak burada binaların harabe halinde olması bölgenin terk edilmişliğini en büyük göstergesi Ahıska Türkleri, buradan sürüldükten sonra buraya Ermeniler ve Gürcüler yerleştiği için bölgenin nüfus dengesi değişmiş. Ermeni ve Gürcüler Ahıskalıların buraya dönmesini istemiyorlar. Ahıska’da yaşayan 40-50 hane gibi bir yerleşime sahip olan Ahıska Türkleri korkularından ne fotoğraf çektirtiyor ne de açıklama yapıyorlar.Bizim Ahıska’da belgesel çekimimizden de son derecede rahatsızlar. Ahıska’da bizi en çok etkileyenler Ahıskale , Ahıskale’deki Osmanlı Türk eserlerinin perişan halleri, Ahıska’ya dönen Sabiha Ninenin “vatan vatan” diye inlemesi ve Ahıska’da yaşayan Türklerin korku ve endişeleri oluyor.
Çekim yapmaya başlamamızın üzerinden bir saat bile geçmeden bizler hemen Gürcistan’ın Başkenti Tiflis’teki istihbarat merkezine ihbar ediliyoruz. Gürcistan istihbaratı ile adeta köşe kapmaca oynayarak belgesel çekimlerimizi tamamlayıp başkent Tiflis’e gitmeye karar veriyoruz.
AHISKA
1578 yılından 1828 Rus işgaline kadar Anadolu’dan bölgeye yerleştirilen ve Anadolu Türklüğü’nün ayrılmaz bir parçası olan Ahıska Türkleri’nin asıl vatanı bugünkü Gürcistan Cumhuriyeti’nin toprakları içinde kalan ve Türkiye ile komşu olan Ahıska, Ahılkelek, Aspinza, Adıgen ve Bogdanovka vilayetleridir. Buraya yerleşen Türkler’e Ahıska Türkleri denmesinin sebebi ise bu vilayetleri içine alan bölgenin coğrafi isminin Ahıska olmasından ileri gelmektedir.
Son 70 yılda 3 defa sürgüne uğrayan ve 1944 yılında kanlı diktatör Stalin’in hışmına uğrayan ve sürgüne tabi tutulan bir Türk grubu da Ahıska Türkleri’dir. Ahıska Türkleri bu kanlı sürgünde SSCB’nin birçok bölgelerine dağıtılmışlar ve binlerce şehit vermişlerdir. ?Ahıska Türkleri bugün 13 Cumhuriyetin 264 değişik bölgelerinde yaşamaktadırlar. Rusya Federasyonunu 28 yerleşim biriminde 70 bin, Kazakistan’da 145 bin, Azerbaycan’da 106 bin, Kırgızistan’da 57 bin, Özbekistan’da 30 bin, Ukrayna’da 18 bin, Türkiye’de 200 bin, çeşitli ülkelerde 3000 olmak üzere 629 bin Ahıska Türkü yaşamaktadır.. Bunların sosyal, kültürel ve eğitimle ilgili pek çok problemleri mevcuttur.
Bulundukları ülkelerde oluşturdukları kültür merkezlerinde Ahıskalılar kimliklerini koruma mücadelesi vermektedirler. Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da Ahıska Türklerinin kurduğu çok sayıda Türk Kültür Merkezinde bu çaba gösterilmektedir. Özbekistan’da bulunan Ahıskalılara ait kültür merkezi, Özbekistan Medeniyet Vakfı bünyesinde 1992 yılı başında “Türk Medeniyet Merkezi” adı ile kurulmuştur. Merkezin başında Dr. Ömer Salman bulunmaktadır. Kazakistan Ahıska Kültür Merkezi 1991 yılında Dr. Tevfik Kurdayev Haşimoğlu tarafından Almatı’da kurulmuştur. Merkezde Türkçe, din bilgisi gibi dersler verilmektedir. Ayrıca merkez, Türkiye’den Kazakistan’a giden Türk vatandaşlarına da kapılarını açmaktadırlar. Kırgızistan’da bulunan Ahıska Türkleri tarafından 1991 yılında kurulan Türk Medeniyet Merkezi’nin başında eski milletvekili İzzet Maksudov bulunmaktadır. Bu üç merkezin stratejik açıdan önemleri çok büyüktür. Türk, Kazak, Kırgız, Özbek kardeşlikleri arasında nifak tohumları ekmek isteyenlere karşı bu merkez mühim görevler üstlenebilecek yapılanmalar haline getirilebilir.
Ahıska Türkleri’nin neden sürgüne tabi tutuldukları tam 47 yıl gizli tutuldu. Gerekçe olarak bu 47 yıl boyunca ileri sürülen ise yalnızca tahmin edilen, varsayılan gerekçelerdi…
1991 yılında sürgünle ilgili belgelerin önemli ölçüde yayınlanmasıyla konu açıklık kazandı. SSCB’nin Halk İçişleri Komiseri Gürcü asıllı Lavrentiy Beriya, savaş sebebiyle bütün yetkileri elinde toplayan Devlet Savunma Komitesi Başkanı Gürcü İ. V. Stalin’e gönderdiği teklif niteliğindeki mektubunda (24 Temmuz 1944) “Gürcistan SSC’nin Türkiye sınırlı bölgelerinde oturan Türk nüfusun önemli bir kısmı yıllardır Türkiye tarafındaki akrabalarıyla temas etmek suretiyle muhaceret eğilimi içerisinde olup, kaçakçılık yapmakta, Türk istihbarat organları için casus angaje etme kaynağı oluşturmakta ve eşkiyaya insan gücü temin etmektedir” diyerek, bu sebeple 16700 hanenin (86 bin kişilik nüfus, bazı kaynaklarda bu rakam 91 bin olarak ifade ediliyor, ayrıca 40 bin kişi de askerde) Ahıska bölgesinde Orta Asya’ya sürülmesini ve bunların yerine de Gürcistan’ın toprak sıkıntısı çekilen kazalarından 7000 Gürcü hanenin iskan edilmesini teklif ediyordu.
Bu teklifini bir hafta sonrasında Stalin tarafından imzalanan yukarıda zikredilen tarih sayılı Devlet Savunma Komitesi Kararıyla da “sürgün” başlıyordu. İşin ilginç tarafı Beriya’nın hazırladığı gerekçeli teklif ile Stalin’in imzaladığı gerekçeli kararın aynı ifadelerden oluşmasıydı. Şüphesiz ki bütün bunlardan daha ilginç olanı gerek teklifte, gerek kararda yer alan iddiaların gerçek dışılığı ve ciddiyetten uzaklığıdır.
Türk toplulukları içerisinde kendi yönetimi olmayan tek Türk topluluğu olan Ahıska Türkleri kendi okulları ve yayın organları yoktur. Yeni yeni kültür merkezleri, dernek veya cemiyet kurmaya başlamışlardır. Geniş bir alana sürüldükleri halde Türklüklerinden hiçbir şey kaybetmemişler, bugüne kadar Türk adını şan ve şerefle yaşatmışlardır.
Dede Korkut Kitabı’nda “Ak-Sıka” (Ak Kale), 481 yılına ait kayıtlarda “Akesga” adlarıyla anılan eski Oğuzlar beldesi Ahıska, Gürcüce “Yeni Kale” anlamına gelen Ahal-Thise’nin Türkçe ve Farsça şekli olarak da yorumlanmaktadır. İslamın ilk fetihleri esnasında Hz. Osman’ın hilafetine rastlayan dönemde Şam valisi Muaviye’nin kumandanlarından Habib b. Mesleme tarafından ele geçirilen Ahıska, 1267-68 yıllarında da Moğolların hakimiyeti altına girmiş, daha sonraki yıllarda bölgenin yarı bağımsız valileri “Atabeğ”ler tarafından yönetilmiştir.
Ahıska, Atabeğleri Lala Mustafa Paşa’nın, Çıldır Savaşı (1578) sonunda Osmanlı idaresine girdiler. Son atabek Minüçihr Osmanlı’ya bağlılığını bildirerek müslüman oldu ve Mustafa Paşa adını aldı. Bu tarihten sonra Ahıska yeni kurulan Çıldır eyaletinin merkezi haline getirildi ve tahriri yapıldı. Ancak, Çıldır’ın savaşlarda harap olması üzerine Ahıska eyalet oldu, bir ara Safevilerin de eline geçen şehir, 1635 yılında tekrar Osmanlı hakimiyetine girdi. 1828 yılında Rusların idaresine girinceye dek tam 250 yıl Osmanlının serhat şehri olarak kalan Ahıska Türkiye sınırlarından kopunca bu bölgede yaşayan Serhat Türklerinin kötü talihi de işlemeye başladı.
1853-1856 Osmanlı-Rus savaşı esnasında bir kısım Ahıskalı Osmanlı ordusuna yardımcı oldukları gerekçesiyle üzerlerinde yoğunlaşan baskılardan kaçarak Erzurum’a sığındılar. Yine bu savaş sonrasında Kars’ın Osmanlı sınırlarından koparılmasıyla Ahıska Türkiye sınırından bir hayli uzakta kaldı. Bu dönemde Kuzey Doğu Anadolu’dan Ahıska bölgesine doğru bir Ermeni göçü yaşandı.

Mikail İBRAHİMOĞLU.

2 Responses to “Yurda Dönüş”

  • Sevgili okuyucularım… Bugün size, benim hayatımda tanımakla müşerref olduğum üç dava adamı, üç ebedi dost ve üç muhterem insan hakkında bahsetmek istiyorum…
    Çünkü, bu üç mütevazi insan ile yaptığım önemli, ancak bir o kadar da samimi görüşmeler sonucunda, Ahıskalı Türk Halkımız için çok verimli ve hayırlı hizmetler yapıldı ve yapılmaya devam etmekte…
    İhlas Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazetesi Sahibi:
    Muhterem Dr. Enver ÖREN Abi…
    İhlas Holding Eski Başdanışmanı, Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Eski Milletvekili
    Muhterem Prof. Dr. Nevzat YALÇINTAŞ Hoca…
    Ahıskalı Türklerin Liderlerinden,
    Ukrayna’da Ahıskalı Türklerin Vatan ve Anadolu Cemiyetlerini kuran,
    Türkiye’de ilk Ahıskalı Türkler (Ahıskalılar) Vakfı’nı kuran,
    Matematik Öğretmeni ve Eski Milletvekili,
    Araştırmacı Gazeteci Yazar
    Rahmetli babam muhterem Murtaza İZZETOĞLU
    Evet, hayatını Allah-ü Teala’nın rızası için, kendi halkının hizmetine adayan…
    Adaletli, dürüst ve cömert olan…
    Ehl-i sünnet vel-cemaat olarak, Peygamber Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) ve Allah-ü Teala’nın (Celle Celalüh) ihsan ettiği sabırla,
    Halkının haklı davası için mücadele eden…
    Haklı oldukları davalarında,
    Dava arkadaşları için ‘‘ Karanlık tünelde, bir ışık olan…’’
    Bu üç fedakar insan ile yaptığım tarihi görüşmeler hakkında bahsedeceğim…

    ’’Ademi erseng,Demegil ademi,

    Anikim yok,Halk gamidin gami.’’

    Yani, Büyük Türk Şairi Ali Şiir Nevai diyor ki:

    ’’Halkının derdiyle dertlenmeyen insana, insan denmez..’’

    İlk görüşme…
    Temmuz 1993…
    İstanbul…
    Sarıyer…
    Ukrayna Ahıskalı Türklerin Anadolu Cemiyeti Başkanı olarak, Türkiye’de bulunduğum dönemde yaptığım bu görüşmede, muhterem Dr.Enver ÖREN Abi’nin sarf ettiği şu değerli sözler her şeyi özetliyordu:
    ’’Ahıskalı Türkler, Osmanlı Türklerinin torunlarıdır… Şimdi, zor durumdadırlar… Ahıskalı Türklere, Allah-ü Teala’nın rızası için dost elini uzatanlar, inşallah cennetliktir.’’
    Evet, bu görüşmeden sonra…
    İhlas Holding A.Ş. ve Türkiye Gazetesi, İhlas Haber Ajansı (İHA), TGRT Huzur TV ve TGRT FM Radyo kuruluşları, Ahıskalı Türkleri destekledi…
    Ve, Ahıskalı Türklerin Temsilcisi olarak:
    İlk önce, 1 Ekim 1993 tarihinden itibaren İhlas Haber Ajansı’nın (İHA) Dış Haberler Servisi’nde ve daha sonra da, 6 Kasım 2004 tarihinden itibaren ise Türkiye Gazetesi’nin
    Dış Haberler Servisi’nde Muhabir olarak çalışmam için resmen izin verdiler…
    1993 yılından itibaren, İhlas Holding A.Ş. ve Türkiye Gazetesi, İhlas Haber Ajansı (İHA), TGRT Huzur TV ve TGRT FM Radyo, Ahıskalı Türklerin yanında oldu ve bizler, Türkiye’deki ve yurt dışındaki muhabir ve editör arkadaşlarımızla, Ahıskalı Türklerin problemleri ve çözüm önerileri ile ilgili çeşitli belgesel, haber, makale, hatıra ve yazı dizilerini hazırladık ve yayınladık…
    Ayrıca, Türkiye’deki ilgili makamlara,
    1990 yılından itibaren Türkiye’ye serbest göç eden Ahıskalı Türklerin ikamet, çalışma, denklik, vatandaşlık ve diğer işlemlerinin yapılması için Ahıskalı Türkleri Temsilen,
    Devlet Büyüklerimiz ile çeşitli temaslarda bulunduk…

    ‘‘Bu dünyada yoktur,
    Sonsuza kadar hayat,
    Bu ne müthiş saadettir,
    Çıksa iyilik ile ad.’’

    Büyük Türk Şairi Ali Şiir Nevai

    İkinci görüşme…
    Ağustos 1993’de…
    İstanbul…
    Türkiye Gazetesi Hastanesi…
    Hastane Başhekiminin çalışma odalarından biri…
    İhlas Holding A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazetesi Sahibi
    Muhterem Dr.Enver ÖREN Abi…
    Ve İhlas Holding A.Ş. Başdanışmanı
    Muhterem Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ Hoca ile tarihi bir görüşme yaptık…
    Bu görüşmede, muhterem Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ Hoca, Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (Eski SSCB’ni) oluşturan cumhuriyetlerde zor durumda bulunan ve 14-16 Kasım 1944 tarihinde, Sovyetler Birliği Lideri Josef Stalin’in emri ile Gürcistan’ın Ahıska Vilayeti’nden, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a sürgün edilen ve 1989-1990 yıllarında ise Özbekistan’da meydana gelen acı olaylar sonucunda, ikinci sürgünü yaşayan mülteci Ahıskalı Türklerin problemleri ve çözüm önerileri hakkında önemli ve tarihi bir konuşma yapmıştı…
    Daha sonra,
    Ukrayna Ahıskalı Türklerin Anadolu Cemiyeti Başkanı olarak, ben de, muhterem Dr.Enver ÖREN Abi’nin ve muhterem Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ Hoca’nın, 14-16 Kasım 1944 tarihinde, Sovyetler Birliği Lideri Josef Stalin’in emri ile Gürcistan’ın Ahıska Vilayeti’nden, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a sürgün edilen ve 1989-1990 yıllarında da Özbekistan’da meydana gelen acı olaylar sonucunda, ikinci sürgünü yaşayan ve Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (Eski SSCB’ni) ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT’nu) oluşturan Ukrayna, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri’nde dağınık ve zor durumda bulunan mülteci Ahıskalı Türklerin son durumu ile ilgili sordukları soruları cevapladım…
    Ve ardından,
    Ahıskalı Türk Halkımızın bugünkü problemleri ve çözüm önerileri hakkında önemli bir konuşma yaptım ve Ankara’da, 1992 yılının Temmuz ayında, T.C. Hükümeti’nin ilgili bakanlıklarına yaptığımız ziyaret ve görüşmeler hakkında bilgi verdim…

    Bu görüşme…
    Ukrayna’dan, Türkiye’ye,
    İstanbul ve Ankara’ya,
    Ukrayna Ahıskalı Türklerin Anadolu Cemiyeti Başkanı olarak,
    7 Temmuz 1992 tarihinde yaptığımız ve
    Cumhurbaşkanımız sayın Turgut ÖZAL,
    Başbakanımız sayın Süleyman DEMİREL döneminde
    T.C.Hükümeti’nin Dış Türklerden Sorumlu Devlet Bakanı
    Sayın Orhan KİLERCİOĞLU ile gerçekleştirdiğimiz ilk resmi ziyaretten sonra,
    Ukrayna’dan, Türkiye’ye yaptığımız ziyaretlerimizden biri sırasında gerçekleşmişti…
    Çok anlamlı ve verimli geçen bu görüşme halen gözlerimin önünden gitmiyor…
    Bu tarihi görüşme, ileriki yıllarda Ahıskalı Türk halkımıza yapacağımız hayırlı hizmetlere zemin hazırlamıştı…
    Muhammet İZZETOĞLU tarafından yazıldı.
    Üçüncü görüşme…
    Ekim 1993’de…
    İstanbul,
    Yenibosna,
    İhlas Yuva Sitesi…
    İhlas Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazetesi Sahibi
    Muhterem Dr. Enver ÖREN Abi ile
    Ahıskalı Türklerin Liderlerinden,
    Ukrayna’da Ahıskalı Türklerin Vatan ve Anadolu Cemiyetlerini kuran,
    Matematik Öğretmeni ve Eski Milletvekili,
    Muhterem babam Murtaza İZZETOĞLU ile birlikte yaptığımız görüşmeydi…
    Bu görüşmede, Muhterem babam Murtaza İZZETOĞLU:’’Allah-ü Teala’ye şükürler olsun.
    Bizler, halkımızın problemlerini, T.C.Hükümetimize, Türk Halkımıza, Türk ve Dünya kamuoyuna duyurmak için Türkiye’ye geldik. Ancak, bir çiçekle yaz gelmez…
    Ahıskalı Türk Halkımız, eski Sovyetler Birliği’ni oluşturan cumhuriyetlerde halen dağınık halde ve zor durumda sürgün hayatı yaşamaktadır. Allah-ü Teala tüm Ahıskalı Türk halkımızı kurtarsın. Amin.’’ demişti…
    Muhterem Dr.Enver ÖREN Abi ise, babamın yaptığı bu duaya, ‘‘Amin’’ dediler ve
    ‘‘Bahar gelir, yağmur yağarsa, binlerce çiçek çıkar…
    İnşallah tüm Ahıskalı Türkler kurtulur…
    Bunun için elimizden ne gelirse, inşallah yapacağız… ’’ dediler.
    Ve birkaç gün sonra,
    İstanbul,
    Cağaloğlu,
    Türkiye Gazetesi ve İhlas Vakfı’nın Cağaloğlu’ndaki tarihi binasında,
    İhlas Holding A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazetesi Sahibi
    Muhterem Dr.Enver ÖREN Abi,
    İhlas Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü
    Saygıdeğer Ahmet Mücahid ÖREN Abi
    Ve İhlas Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı
    Saygıdeğer Av.Mehmet OKYAY Abi ile
    Ukrayna Ahıskalı Türklerin Anadolu Cemiyeti Başkanı olarak,
    Tarihi bir görüşme yaptık…
    Bir müddet sonra,
    Temmuz 1994’de…
    İstanbul,
    Cağaloğlu,
    İhlas Holding A.Ş. Başdanışmanı’nın çalışma odasında…
    Ukrayna’da Vatan ve Anadolu Cemiyetlerini kuran,
    Ahıskalı Türklerin Liderlerinden,
    Matematik Öğretmeni ve Eski Milletvekili,
    Muhterem babam Murtaza İZZETOĞLU ile birlikte,
    İhlas Holding A.Ş. Başdanışmanı
    Muhterem Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ Hoca ile bir tarihi görüşme yaptık…
    Bu görüşmede…
    Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (Eski SSCB’ni) oluşturan cumhuriyetlerde zor durumda bulunan ve 14-16 Kasım 1944 tarihinde, Sovyetler Birliği Lideri Josef Stalin’in emri ile Gürcistan’ın Ahıska Vilayeti’nden, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a sürgün edilen ve 1989-1990 yıllarında da Özbekistan’da meydana gelen acı olaylar sonucunda, ikinci sürgünü yaşayan ve Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (Eski SSCB’ni) ve Bağımsız Devletler Topluluğu’nu (BDT’nu) oluşturan Ukrayna, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri’nde zor durumda ve dağınık bir halde bulunan mülteci Ahıskalı Türklerin problemleri ve çözüm önerilerini konuştuk ve bununla ilgili kendilerine bir rapor sunduk…
    Evet, daha sonraki yıllarda, İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Gazetesi Sahibi muhterem Dr.Enver ÖREN Abi’nin insani yardımı
    ve İhlas Holding A.Ş. Başdanışmanı
    Muhterem Prof.Dr.Nevzat YALÇINTAŞ Hoca’nın verdiği büyük destek
    ve muhterem babam Murtaza İZZETOĞLU’nun gayretleri ile
    Türkiye Gazetesi, İhlas Haber Ajansı ve TGRT Huzur TV ve TGRT FM Radyo’da,
    Ahıskalı Türkler ile ilgili çeşitli belgesel, haber, belge, döküman, makale ve yazı diziler yayınlandı…
    Ve TGRT Huzur TV’de, ‘‘Ahıskalı Türklerin Sürgününün 50.yıldönümü’’ konulu belgesel ve ‘‘Hayallerin Hüznü’’ konulu bir senaryo hazırlandı…
    14 Kasım 1994’de ise…
    TGRT Huzur TV’de, ‘‘Ahıskalı Türklerin Sürgününün 50.yıldönümü’’ konulu bir belgesel yayınlandı.
    Belgeselde, Ahıskalı Türk Halkımızın tarihi ve Ahıskalı Türk Liderlerimizin konuşmaları da yer aldı. 52 dakikalık belgeselin sonunda, ben, İhlas Haber Ajansı (İHA) Dış Haberler Servisi Muhabiri ve Ukrayna Ahıskalı Türklerin Anadolu Cemiyeti Başkanı olarak yaptığım ve Ahıskalı Türklerin problemleri ve çözüm önerilerini içeren konuşmamda, Türkiye’de, İstanbul’da, Ahıskalı Türklerin vakıf ve derneklerini kuracağımızı açıkladım…
    ‘‘Hayallerin Hüznü’’ konulu senaryoda babam Murtaza İZZETOĞLU, 14-16 Kasım 1944 tarihlerinde, Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emri ile Gürcistan’ın Ahıska bölgesinden, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan’a nasıl sürgün edildiklerini ve sürgünde neleri yaşadıklarını, TGRT Huzur TV’deki editör ve muhabir arkadaşlarımıza anlattı…
    Ahıskalı Türklerin problemlerini, Türk ve dünya basınının desteğiyle, Türk ve dünya kamuoyunun gündemine taşımaya çalıştık…
    İhlas Holding Başdanışmanı muhterem Prof. Dr. Nevzat YALÇINTAŞ Hoca,
    Türkiye Gazetesi’nin Baş Yazarı olarak,
    Türkiye Gazetesinin 1.sayfasında ‘‘Ahıska Türklerinin sürgünü ve problemleri’’ni içeren ve ileriki yıllarda da çeşitli basın yayın organlarında yazacağı yazılarından bazılarını kaleme aldı…
    Ayrıca, o dönemde, Ahıskalı Türklerin Liderlerinden, Matematik Öğretmeni ve Eski Milletvekili muhterem Murtaza İZZETOĞLU ile birlikte, İhlas Holding Başdanışmanı olan muhterem Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hoca ile yaptığımız görüşmede, muhterem Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş Hoca, Ahıska Türklerinin problemlerinin çözüme kavuşturulması için ilk olarak, Türkiye’de ve İstanbul’da, Ahıskalı Türklerin vakıf ve derneklerinin kurulmasına ihtiyaç olduğunu söyledi…
    Ve
    Halkımıza yapılan hizmetleri artırmak için,
    5 Haziran 1997 tarihinde,
    İstanbul’da,
    İlk Ahıskalı Türkler (Ahıskalılar) Vakfı’nı kurduk…
    (bkz: http://www.turkiyegazetesi.com/makaledetay.aspx?id=308576)
    Daha sonra,
    başta İstanbul olmak üzere,
    Türkiye’nin çeşitli illerinde,
    Ahıskalı Türklerin Temsilcileri tarafından onlarca dernek, iki federasyon ve son yıllarda dünya çapında bir birlik kuruldu…
    Muhterem Prof. Dr. Nevzat YALÇINTAŞ Hoca,
    Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM),
    Adalet ve Kalkınma Partisi İstanbul Milletvekili olarak,
    30 Kasım 2004 tarihinde, (23.Birleşim),
    Ahıska Türklerinin sürgününün 60. yıldönümü dolayısıyla gündem dışı bir konuşma yaptı.
    Bu konuşma, Türkiye ve dünyadaki çeşitli basın yayın organlarında yayınlandı…
    1990 yılından itibaren,
    Türkiye Cumhuriyeti Devleti,
    Devlet Büyüklerimiz,
    Vali ve Kaymakamlarımız,
    Belediye Başkanlarımız,
    Türk Halkımız,
    1990 yılından itibaren Türkiye’ye serbest göç eden Ahıskalı Türklere
    Dost elini uzattılar…
    Evet, zaman su gibi akıp geçiyordu…
    Aradan 17 sene geçti…
    Az değil, tam 17 sene…
    Ancak, halen halkımızın ivedilikle çözülmesini bekleyen bir yığın problemleri var…
    * TBMM’de, 02.07.1992 tarihinde kabul edilen 3835 sayılı “Ahıska Türkleri’nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanına Dair Kanun’un ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin 1992 yılında kabul ettiği 3706 nolu karar ivedilikle uygulanmalı…
    * 1990 yılından itibaren Türkiye’ye göç etmiş olan Ahıskalı Türklerin yaptıkları vatandaşlık müracaatları için yardımcı olunmalı ve 1990 yılından itibaren Türkiye’ye göç etmiş olan Ahıskalı Türklere, T.C. Vatandaşlığı ve Çifte Vatandaşlık hakkının ivedilikle verilmesi için, ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan Hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında koordinasyon sağlanmalı ve bir anlaşmaya varılmalı…
    * Türkiye’ye serbest göç eden Ahıskalı Türklere ikamet ve çalışma izni ivedilikle verilmeli…
    * Doktor, mühendis, öğretmen ve diğer meslek sahipleri olan Ahıskalı Türklerin, diplomaları için denklik almaları konusunda, YÖK tarafından kolaylık sağlanmalı…
    * Türkiye’de ve yurt dışında ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da yaşayan Ahıskalı Türklerin:
    eğitim, sağlık, istihdam, konut ve sosyal güvenlik problemlerinin çözümü için;
    ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan Hükümetleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında bir anlaşmaya varılmalı…
    * ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da yaşayan Ahıskalı Türk çocuklarının, Milli Eğitim Bakanlığı, YÖK, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi ile Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer ilgili kuruluşlar kanalıyla, 23 Nisan Çocuk bayramına katılmaları ve Türkiye’deki Üniversitelerde eğitim almaları sağlanmalı ve mevcut olan kontenjanlarının sayıları ivedilikle artırılmalı…
    * Ahıskalı Türklerin, Gürcistan’daki tarihi vatanı olan Ahıska Vilayeti’ne dönmeleri ile ilgili konu, Gürcistan’ın 1999 yılında Avrupa Konseyi’ne üye olması ile birlikte gündeme geldi. Gürcistan Hükumeti, uluslararası hukuk kurallarına göre, Ahıskalı Türkleri 2011 yılına kadar kendi topraklarına kabul etmeyi taahhüt etti.
    Ancak, sayıları yaklaşık 350 bin olan Ahıskalı Türkler, başta Türkiye olmak üzere, ABD, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Gürcistan’da dağınık hâlde yaşıyor ve karşılaştıkları problemler gün geçtikçe artıyor.
    Ahıskalı Türklerden isteyenlerin kendi toprakları olan Gürcistan’ın Ahıska Bölgesine yerleşmesi için, Türkiye, ilgili ülkelerle Gürcistan arasında bir anlaşmayı temin etmeli…
    * Türkiye; Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, BM, AGİT ve diğer uluslararası kuruluşlarda, Ahıskalı Türklerin haklarının korunması ve problemlerinin halledilmesi için girişimlerde bulunmalı.
    Muhammet İZZETOĞLU
    Ahıskalı Türk, Temlalalı, Araştırmacı Gazeteci-Yazar.
    İhlas Haber Ajansı (İHA), TGRT Huzur TV ve Türkiye Gazetesi E-Muhabiri.
    Abu Rayhan Beruni adındaki Taşkent Devlet Politeknik Enstitüsü. Petrol ve Doğalgaz Mühendisi.
    Uluslararası Yönetim (İdare), İşletme ve Hukuk Enstitüsü (San-Marino) Mezunu. Yönetici.
    Ahıskalı Türkler Vakfı’nın (Ahıskalılar Vakfı’nın) İlk Kurucusu ve İlk Kurucular Heyeti Başkanı.
    İletişim : izzetoglu@hotmail.com
    ——————————————-
    Yazarın Son Ekledikleri
    Ahıskalı Türkler yurtlarına dönmeli
    Vatana Dönüş Mücadelesi
    Toprağın Sabrı – Ahıska Türkleri
    Ahıskalı Gazi ve Şehitler (1936-1945)
    ————————————————
    Tüm Yazıları (4)
    Kaynak : AHISKA.NET – Köşe Yazarı
    Muhammet İZZETOĞLU

Leave a Reply

VATANA ZİYARET
------------------------------------------------ ---------------------------------------------------- TABİATIN MUCİZELERİ. Aydan Arı Sudan Duru BOZKURT
Reklam ve İlanlar

Ahıskalı Türkler bu ülkelerde yaşamakta

DATÜB 1.Kurultayı Delegeleri Anıtkabir'de

Karabağ'ı Unutma! Unutturma!