Get Adobe Flash player
Bölmeler
Yayın Organlarımız
Arşiv
Ziyaretçiler

free counters

İletişim

İnternet: www.ahiskapress.com

E-posta adresi: bilgi@ahiskapress.com

78 Responses to “İletişim”

  • AHISKAPRESS GAZETİNİN REDAKTORU Sayın Ramiz Meşedihasalı
    BANA AY SONUNDA ÇIKACAK GAZETDE BEŞ KITALIK İKİ ŞİİR
    BİRDE 2000 HARFLİK BİR METİNİN YAYINLANMASINA İZİN VERİRMİSİNİZ.

  • Zaten senin Topçu İskender şiirin Ahıskapress Gazetesinin 2.Sayısında basılmış durumda!

  • datüb genel başkanı azerbaycana ne zaman gelecek.
    yorumunuzu beklerim.

  • resmimi kullanıp adımı neden göstermiyorsunuz

  • Hanki fotograf’tan bahsediyon.

  • bir vatandas:

    Merhabalar Datup
    Suan Tum Ahiskalilari ilgilendiren bir konu var Sigorta!!!
    bununla ilgili birseyler yazmanizi bekliyoruz.
    Bu nasil Ulke? Calisma izni yok ama para odeme mecbur kiliniyoruz, bu bir soykirima denk birsey gibi ya odeyin yada gidin burdan bu kimin isi? neden boyle? bu devlet bizlerin halini bilmiyormu?, ve siz neden bununla ilgili birseyler yazmiyorsunuz.

  • İsimsiz olarak yazılan sorular genellikle cevaplanmaz. Ama yine de “Bir vatandaş » mahlasıyla yazılan sorulara cevaben DATÜB şunu söyleyebilir.
    Değerli hemşerilerimiz; Lütfen sorularınızı sormadan once ya gündemi takip edin veya gündemi kaçırdıysanız eğer Ahıskapress başta olmak üzere diğer tüm Ahıska sitelerinide bir araştırma yapınız. Çünkü sorularınızın bir çoğunun cevabını orada bulacaksınız.
    Aradınız da şayet yine bulamadınızsa o zaman lütfen ismizle birlikte mantıklı olarak sorularınızı sorunuz. Muhakkak cevap alacaksınızdır.
    DATÜB’e yönelttiğiniz sorunuzda Türkiye’de oturma izni var çalışma izni ypk neden Genel sağlık Sigorta primi istiyor devlet. Daha dune kadar haklıydınız. Oturma izni vardı ancak çalışma izni yoktu. Şimdi oturması olanlar yani ikamet tezkeresi olan tüm Ahıska Türkleri çalışma iznine de sahiptirler. Bu kanun çıkmıştır rahat olun.
    Genel Sağlık sigortası primleri konusunda DATÜB gerekli çalışmayı Ankara’da yapmaktadır. Önümüzdeki aylarda bu konu bir çözüme kavuşturulacaktır. Bizi takip etmenizi öneriyorum.
    Selam ve saygılarımla…
    Burhan ÖZKOŞAR
    DATÜB Genel Başkan yardımcısı

  • Orhan Uravelli:

    DATÜB son zamanlar büyük mali imkanlarını açıkça gereksiz gösterişlere ve lüks harcamalara, anlamsız etkinliklere harcıyor. Ahıskalılar her yerde perişan ve sahipsizken, bir sürü problemleri (ikamet alınması, çalışma izinleri, vatandaşlık vb) varken, Ahıska’ya dönebilenlerin sayısı bir avuçken DATÜB Antalya, Strasbourg, Moskova, Bakü, Ankara, İstanbul gibi megapollerde elit toplantılar düzenliyor. Bu paralar benim değil, istedikleri gibi harcasınlar, istedikleri gibi gezsinler ve sefa sürsünler. Ancak bunların tanıtımla bir ilgisi yoktur, çünkü Ahıskalılar yeni bulunmuş böcek veya ot türü değildirler ki onları Moskova’da tanıtsınlar. Ahıska’ya dönüşle ilgili bütün etkinlik ve toplantılar, bütün projeler artık sadece Ahıska’da yapılmalıdır.
    Son olarak Moskova’daki toplantıda edebiyat ödülleri verildikten sonra Nazım Hikmet’in mezarı ziyaret edilmiştir. Burada şahsi görüşümü bildirmek istiyorum ve DATÜB yönetimini kınıyorum. Nazım Hikmet’i seven, ona tapan ve putlaştıran sayısız hayranı vardır. Ancak Ahıskalı birinin ona hayran olması ve sevmesi, mezarını ziyaret etmesi bence sürülmüş insanlarımızın hatırasına hakarettir. Onun büyük ve ünlü şair olması meselenin sadece bir boyutudur fakat çok daha vahim boyutu unutmayalım. Nazım Hikmet 1951’de Moskova’ya sığındıktan sonra bırakın Ahıskalıları, sürgünde olan Kırım Tatarları, İnguşlar, Çeçenler, Karaçaylar, Balkarlar, Kalmuklar, Volga Almanları ve diğer zavallı halkları açıkça görmezden gelmiştir. 1951’de Moskova’da onu törenlerle karşıladılar, Sovyet devletinin bütün propaganda sistemi onu kullanarak siyasete alet etti. Onun Türk zindanlarından kurtulup özgürlük ülkesine, işçi ve köylü cennetine sığındığını yazıyorlardı. Ona ev, yazlık, araba, şoför tahsis edildi. Oysa Sovyet devletinde o sırada 2,5 milyon insan sadece etnik, milli ve dinsel kimliği yüzünden toplu şekilde sürülmüş durumdaydı ve Orta Asya’da, Sibirya’da özel iskan şartlarında yaşıyordu. Öte yandan GULag (Glavnoye Upravleniye Lagerey) kamplarında on binlerle suçsuz adam Stalin rejiminin suçsuz köleleri gibi çalışmaktaydı. Nazım ise ‘Beni Stalin yarattı’ diyordu. Menderes hükümetini yerden yere vuran, halkı aç ve sefil bıraktığını, sömürdüğünü, Amerika’ya köle yaptığını bağıra bağıra dünyaya duyuran Nazım Hikmet o sırada halklar hapishanesi olan Sovyet devletindeki korkunç mezalimi görmezden geliyordu. 1921’de Moskova’da okuduğu zaman yönetmen Meyerhold ile arkadaş olmuştu, ona şiir yazmıştı. 1951’de Nazım Moskova’ya geldiğinde Meyerhold artık idam edilmişti. 1939’da halk düşmanı ve vatan haini olarak işini bitirmişlerdi. Ardından eşi de öldürüldü. 1928’de Nazım Hikmet’in Güneşi İçenlerin Türküsü adlı şiir kitabı Bakü’de yayınlanmıştı. 1920’li yıllarda o birçok Azeri yazar ve şairle dostluk etmiştir. 1951’de ise Mikail Müşfik, Hüseyin Cavit, Veli Huluflu, Ahmet Cevat ve birçok diğer Azeri şair ve yazarı artık idam edilmişlerdi. Nazım bunca insanın neden, hangi suçlardan dolayı idam edildiklerini, milyonlarla insanın niçin sürüldüğünü sormadı mı? Bunları öğrenince özgürlük şairi niye sustu, vicdanı ve adalet duygusu nerdeydi? Ancak sesini çıkarmamıştı, Amerikan emperyalizmini, kapitalist cellatları, işgalci rejimleri eleştiren, özgürlük ve barış nakaratı okuyan komünist bülbül Nazım Hikmet nedense Sovyet ülkesindeki sürgün edilmiş halkları görmüyordu. Sanki Amerika kötüyse, Sovyet devleti otomatikman iyi oluyordu. Sanki Stalin demokrattı, sanki Beria işçileri ve köylüleri düşünen devlet adamıydı, Hitler’le saldırmazlık antlaşması imzalayan Molotov sanki barışçıydı. Hayır, Stalin’in şerefsiz bir despot idi, Beria mezarı bile bilinmeyen caniydi, Molotov ise öylesine şerefsiz bir pislikti ki eşi Polina Jemçujina vatan haini ve halk düşmanı olarak Kazakistan’da sürgünde olduğu halde kendisi SSCB Dışişleri Bakanı görevindeydi ve itiraz etmiyordu. Ve bu rezillerin tahsis ettiği arabada bizim Nazım’ı şoförü okullara, işletmelere ve kurumlara götürüyor, Sovyet emekçileriyle buluşturuyordu, parti ve devletin düzenlediği etkinliklerde ona çiçekler veriyorlardı, sevinç gösterileriyle karşılıyorlardı, her yazdığı yayınlanıyor, derhal Sovyet halklarının dillerine çevriliyor, şairin kazandığı para da artıyordu. Devamlı seyahatteydi, Havana, Paris, Varşova, Sofya, Prag, Stockholm… Ve o barış ve özgürlük şiirleriyle dünyayı dolaşırken benim annem Özbekistan’ın Buhara vilayetinin Kızıltepe ilçesinde diğer yüzlerle Ahsıkalıyla birlikte zorunlu iskana tabi durumdaydı, komşu köye gitmeye bile izin vermiyorlardı, insanlar en yakın akrabalarını bile göremiyorlardı, buluşamıyorlardı. Nazım Hikmet keyif ve sefa sürerken benim annem, babam, amcalarım, bütün akrabalarım, yaşlı çocuk bütün halkım, insanlıktan nasibini almamış Stalin rejiminin keyfi kararıyla köle durumuna sokulmuştu. Ve Nazım bu pislik rejime hizmet ediyordu. Stalin ölünce yas şiiri yazmıştı. Sonra 1956’da 20. Kongrede Stalin rejimi tasfiye edilince tam tersine Nazım Hikmet Stalin’i eleştiren şiir yazdı. Bu nasıl bir tutumdu, nasıl zihniyet ve siyasi inançtı? Dün taptığı puta şimdi tekme atıyordu. Benim babaannem, anneannem, dedem, dört kardeşim açlık ve hastalıklar yüzünden ölmüştür. Üç amcam Almanya ile savaşta ölmüştür. Babam savaşta yaralanmıştır, Berlin’e kadar gitmiş, zaferden sonra ise köyüne dönememiştir. Bu insanlık dışı muameleyi bize reva görmüş komünist rejime hizmet eden Nazım’dan bize ne? Bütün dünya ona hayran olsa ben onu sevmek zorunda değilim. Ahıskalı, İnguş, Kırımlı, Balkar, Çeçen ve aslında gerçekten adalet ve demokrasiden yana olan biri için Nazım sadece kafesteki komünist bülbüldür. O Stalin’i, mezalim ve kölelik rejimini, doğu despotizmini, omurgasız aydınlar cennetini seçmişti, vicdanını satmıştı. 1956’da Sovyet tankları Macarları Budapeşte sokaklarında ezerken sustu, Nobel Ödülü almış Boris Pasternak aforoz edilirken sustu, 1962’de Novoçerkask kentinde askerler gösteri yapan içişlere ateş edip öldürdüler, nedense şairimiz yine sustu. O böyle ufak işlerle uğraşmazdı, o bütün insanlığı kurtaracak komünizmin şairiydi. Ahıskalılar doğdukları köylere dönemiyorlardı, ancak bu Nazım’ın umurunda bile değildi. Öyleyse Ahıskalıların onu sevmeleri için hiçbir neden yoktur. Hep derler ki Nazım Hikmet gurbette çile çekmiş, Türkiye özlemiyle yaşamıştır. Ya doğduğu köye dönemeden Ahıska özlemiyle mezara gitmiş on binlerle Ahıskalı ne olacak? Ahıska’daki sahipsiz mezarlarımız ne olacak, beyler? DATÜB boşuna popülizm suyuna girmesin çünkü Nazım bize ihanet etmiştir, özgürlüğe ihanet etmiştir.
    Orhan Uravelli

  • Prof.Dr.Mevlüt Ferhat:

    Sayın Oran Bey efendime bu yazı için çok teşekkür ediyorum!Çünkü bizim başımiza bu dunyada ne kötlük gelmişse acı urusdan gelmışdır.Bu kafirler Türkiye ile dökküz defa savaşmıştır.1828 da Ahıskayı yıkıp yakmışlardır ve 1944 da Ahıskalı Türk askerler savaşda kan ve can vererken onların anne ve babalarını hem de akrabalarını hayvan vagonlarında kara kişda Ahıskadan sürmüşlerdir.Benim rahmetlik Ellez babam savaşda ağır yaralı olup gospitaldan sonra Ahıskaya dönmeye değil evini görmeye bile Tsahan köyuna girememişdir.1987 yılında “perestroyka”ya güvenip makalemde “ah babacan reystağa neden kurşun attın,kremle atsaydına” diye yazdım,bu söz için az kala KGB beni hapsa atacaktı.Datub yönetimi yanlış yapmışdır.Ankarada,Tiflis,de veya Ahıska,da adebiyat ödülü verilirsa halklarımız arasında ne güzel yatırım olurdu…Çünkü biz ahıskalıları seven gürcü yazarları olmuşdur: Şota Rustavelı,Sayat Nova ve başkalar…Sayın Doç.Dr.Orhan Uravelli ve binlerce aydın insanlarimiz(içlerinde bende varım) sovet rejimi zülmünden Tükiyeye ilk sığınanlardandır.Geçen sene Ahıskada Kurban Bayramında Ahıskada üç kurban kesdim ve kuran kursu yurduna hem de ahıskalılara dağittım,ne yazıkkı DATUB yönetimi kurban bayramında Ahıskayı ve Ahıskalıları unutmuşdur.İşte DATUB yönetiminde ahıskalı ve ailesinde sürgün olmayanlar maalasef bunu anlamazlar? Şerefsiz Stailin “benim babam” diyen satkın Nazım gibilere Allah,dan yurdunda ölmek bile nesip etmemışdır! Bundan sonra her şeyimiz:varımız, yatırımlarımız ve gücümüz Bizim Ahıska için olmalıdır.Saygılarımla ahıskalı prof.dr.Mevlüt Ferhat.

  • Ahıska Türkleri Eğitim, Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Derneğimizin organizasyonuyla 5. Türk Dünyası Dostluk ve Kültür Köprüsü Gezisi 02 Temmuz – 15 Temmuz 2012 tarihleri arasında gerçekleşecektir. Bu yılki programa Azerbaycan’dan katılacak 100 öğrencimizin yanı sıra öğretmenleri ve Özbekistan Kültür Merkezimizin “Miko Show” Tiyatro Grubu da dahil olmak üzere toplam 125 misafirimiz sırasıyla Trabzon, Samsun, Çorum, Ankara, Konya, Afyon, Bursa, İstanbul, Edirne ve Çanakkale gibi illerimizin tarih ve kültür zenginlikleriyle tanışacaklardır.

    Sevgili Ahıskalılar, 04 Temmuz Çarşamba günü akşam saat 20:00 da Ankara Keçiören Belediyesi Kültür Merkezinde, 07 Temmuz Cumartesi akşam saat 19:00 da Bursa Yıldırım Belediyesi Kültür Merkezinde, 12 Temmuz Perşembe akşam saat 19:00 da İstanbul Ümraniye’de Özbekistan Kültür Merkezimizin değerli sanatçıları siz muhterem Ahıskalılara hazırlamış oldukları Tiyatro oyunları ve eğlenceli şovlarıyla selamlayacaklardır.

    Katılımlarınızı ve katkılarınızı bekleriz.
    LİNK: http://www.ahiskalilar.org/portal/modules.php?name=News&file=article&sid=369

    (Belki Yayınlarsınız diye…)

  • Orhan Uravelli:

    Ahıska’da Charles Aznavour Konseri

    Gürcü medyasından edindiğimiz haberlere göre 17 ağustosta Ahıska’da Rabat semtinde rehabilitasyon ve restorasyonu tamamlanan eski kalenin açılış töreni düzenlenmiştir (http://newsgeorgia.ru/society/20120817/215160905.html). Törene Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili ve eşi Sandra Rulows, diğer resmi şahıslar katılmışlardır.
    Bizzat Saakaşvili’nin davetiyle ülkeyi ziyaret eden Ermeni kökenli ünlü Fransız şarkıcı Charles Aznavour’un konseri etkinliğin başlıca sürprizi olmuştur. Bir buçuk saat süren ve televizyondan yayınlanan konser büyük alkış toplamış, Ahıska kenti tarihi günlerinden birini yaşamıştır. Sahneden seyircilere Aznavour şöyle seslenmiştir: ‘Şimdi söyleyeceğim şarkı ne Ermeni, ne Gürcü ne de Fransız şarkısıdır… Değerli Ahıska halkının bildiği gibi babam Ahıska’da doğmuştur ve aslında biz aynı ülkenin yurttaşlarıyız. Eğer babam göç etmeseydi ben Gürcistan’da kalacak ve sizlerle birlikte yaşayacaktım.’ Daha sonra Aznavour gazetecilerle konuşurken Ahıska kalesinin muhteşemliğinden etkilendiğini belirtmiştir. Bilindiği gibi Fransa’da bir efsane olan şarkıcı Charles Aznavour’un (Varenag Şahnur Aznavuryan, 1924 Paris d.) babası Mamikon Aznavuryan 1897’de Ahıska’da doğmuştur. Annesi Knar Bagdasaryan 1902 İzmit doğumludur.
    Tören muazzam bir havai fişek gösterisi ile sona ermiştir. Medya’da söz konusu kalenin 9. yüzyıla ait olduğu kaydedilmiş, Kıpçaklardan ve Osmanlılardan hiç bahsedilmemiştir. Verilen bilgilere göre, kale kompleksinin tamir ve restorasyonu için Gürcistan devlet bütçesinden 26 Milyon Lari (ykl 15 milyon ABD Doları) tutarında harcama yapılmıştır. Fakat bu işler için Avrupa kaynaklarından finansman sağlandığını bilinmektedir. Haberlerde, yaklaşık yedi hektarlık alanı kapsayan kalede Gürcü, Türk ve Rus mimarlığı örnekleri olduğu bildirilmektedir. Burada Azize Meryem Ortodoks Kilisesi, Katolik Katedrali, Sinagog, Ermeni Kilisesi ve Osmanlı camisi bulunduğu kaydedilmiştir. Fotoğraflar için bakınız: http://www.facebook.com/Akhaltsikhe.gov

    Şimdi soruyoruz: Acaba törende Türkiye temsilcileri neden yoktular? Nazım Hikmet’in Moskova’daki mezarını ziyaret eden DATÜB yöneticileri Ahıska kalesindeki törende neden yoktular? 88 yaşlı Aznavour Ahıska’da konser verirken, böylece bu kenti Ermeni tarih ve kültürüne bağlarken bir Allah’ın kulu kalenin gerçek sahibi olan halktan bahsetmemişse bunun sorumlusu kimdir? Bizim ilerci, demokrat ve evrensel kültüre bağlı sanatçılarımız, enternasyonal medya mensuplarımız, barış ve dostluk havarilerimiz yıllarca uğraştılarsa da Aznavour’u Türkiye’ye getiremediler çünkü Aznavour Ermeni milliyetçisidir ve Soykırım Yasasını Fransa’da kabul edilmesinde en çok katkısı olan da odur. Sezen Aksu Ermenice şarkı söylemiş ve dostluğa hizmet ettiğini sanmıştı. Aznavour kurşuna dizsen bile Türkçe şarkı söylemez. Kimin milliyetçi ve ırkçı olduğuna da artık Sezen Aksu karar versin. Hem nerde bu dostluk yanlıları? Koskoca Aznavour Posof’un yanı başındaki Ahıska’da konser veriyor, bizim medyada çıt yok. Anlaşılan onun illa İstanbul’a gelmesi lazım. Uyanın zavallılar! Ermenistan, Suriye’de iç savaş nedeniyle zor durumda kalan ve Ermenistan’a göç etmek isteyen Ermenileri Karabağ’a yerleştirmek istiyor. Suriye’de Osmanlı döneminden kalanların ardılları olan yaklaşık 70-80 bin Ermeni vardır ve önemli kısmı Halep’te oturmaktadır. Rusya Aeorflot uçaklarının seferlerini kaldırınca şu anda Halep’le sadece Armavia Ermenistan Havayolları Şirketin uçaklarının bağlantısı vardır. Ermenistan Suriyeli Ermenilerin sürücü belgesiyle bile ülkeye girmelerine izin veriyor, çünkü Suriye’de savaş yüzünden resmi idareler kapalıdır ve pasaport ve vize işlemleri yapılamıyor. Öte yandan Türkiye’deki Çerkes STÖ ve derneklerinin gayretlerine rağmen Suriye’deki savaştan mağdur olan Çerkeslerin anavatanlarına dönmeleri konusunda bizim medyada hiçbir haber bulamazsınız. Halbuki Suriye’de halen yaklaşık 80 bin Kuzey Kafkasyalı var ve bunlar Osmanlı döneminde, 1860’lı yıllarda buraya iskan edilmişlerdir.
    Şu da var ki Aznavour için babasının doğduğu Ahıska değerliyse, binlerle ecdadımızın vatanı olan Ahıska bizim için çok daha değerlidir. Ama hiçbir resmi temsilcinin törende bulunmadığına bakılırsa Ahıska sadece Ermeniler ve Gürcüler için önemlidir. Kale kompleksinin onarım ve restorasyonuna harcanan bunca paraları düşünürken aklımıza şu soru geliyor: Ahıskalıların dönüşü için orada beş altı konut yapılmasına para bulunamaz mı?
    O.Uravelli

  • Tokat MHP Milletvekili Reşat Doğru’nun 21 ocak günü TBMM’de gündem dışı konuşmasında Ahıskalı Türklerin başlıca sorunlarına değinmesi ve Bülent Arınç’ın hükümet adına ona verdiği cevaplar camia içinde epeyce yankı uyandırmıştır. Ancak her iki konuşmacı, başlıca sorunu, yani vatandaş olmak için beş yıllık bekleme süresini hiç belirtmedi. Aslında Ahsıkalıların Meclis’te ele alınması elbette ki önemlidir ve meselenin güncelliğini göstermektedir. Lakin Türkiye’ye gelen soydaşlarımız için başlıca önemli husus ikamet ve vatandaşlık konularıdır. Beş yıl beklemek gerçekten vahim bir şarttır çünkü Ahıskalılar Almanya’ya veya İsrail’e değil Türkiye’ye geliyrolar ve onları beş yıl bekletmek vicdansızlıktır. Resmi açıklamlara baklırsa, Avrupa Birliği müktesabatına göre, vatandaşlık mevzuatında ayırım yapılamazmış. Fakat bu sadece bahanedir çünkü hükümetimiz maşallah yüzlerle konuda AB kurallarını takmıyor. Şimdi nasıl oldu da vatandaşlık mevzuatı konusunda AB şartlarını dikkate alıyor? Başbakan Erdoğan bir taraftan yıllardır üç çocuk sloganıyla nüfus artışından bahsediyor, öte yandan hazır nüfus gelmişken beş yıl bekletiyor. Bu ne yaman çelişki böyle? Ne yani Türklerin Ahıskalısı ile yerlisinin bir farkı mı var?

  • Тысячи извинений, сородичи. Подумал, вот, что следует писать и на русском языке, поскольку не всем доступна анатолийская литературная речь. Отмечу и то, что дупутат из Токата Решат Догру – из старой эмигрантской семьи, его родители переселились в Токат после завоевания северовосточной Анатолии Россией. Однако, он крепко привязан к своим корням и нас радует, что он с парламентской платформы высказывается о наболевших проблемах наших переселенцев. Действительно, непонятна позиция Премьер Эрдогана. Он уже который год твердит о том, чтобы женщины в Турции рожали не меньше троих детей, а нас заставляет ждать турецкого гражданства пять лет. Тут неувязка крутая. Приезжает готовое турецкое население, их заставляют годами ждать гражданства, а Премьер говорит о недостаточности прироста населения. Лукавит он что-то. Одним, словом, Решат Догру заставил этого Б. Арынча выкручиваться, приводя цифры. Но он не разъяснил (кажись, умышленно) вопрос о гражданстве 4500 человек, о котором сам же завел речь. Эти лица прибыли в течение не одного дня или месяца. С 2009 года гражданство представляется по истечении 5-летнего срока проживания в стране. В итоге количество прибывших в Турцию и обратившихся за гражданством достигло указанной цифры. Турецкие бюрократы – политики утверждают, что правила Евросовета и других евроструктур заставляет их принимать четкие критерии и согласно ним вводить сроки для гражданства. Только нам трудно поверить в их искренность: Турция игнорирует критерии и принципы евроструктур по целому комплексу вопросов и возведение преград перед ахалцихскими турками свидетельствует лишь о стремлении закрыть страну для “бедных родственников”. Ведь ахалцихские турки не богаты, их надо принимать, приютить, представить гражданство, узаконить их дипломы, другие права и тд. Лучше, чтобы они оставались на местах нынешнего проживания или уезжали в Америку. Короче, бомжи никому не нужны.

  • Aytekin SALTIK:

    Ramiz bey; sağamoy köyü hakkında bilginiz varmıdır. ben daha öncede yazmıştım dedem,dedemin babası ve dedesinin isimlerini bilen ve sağamoy köyünde sülale ismimizi dahi bilmeyen öğrenmeye çalışan bir t.c vatandaşıyım, tekrar yazayım 1918 de dedem emir kars’a geldiğinde 6 yaşındaymış babası ismail ve kardeşleri ile gelmiş, dedmin amcaları ve halaları sağamoyda kalmış, dedemin dedesinin ismi süleyman dır. amcasının birisinin ismi de emir dir. sağamoy ile ilgili bilgi sahibi olan birisi ile görüşmeme aracı olurmusunuz, saygılar.

  • Cevabınızı yakın bir zamanda iletiriz!

  • Тут поместили фотку и краткую биографию Бахадира Матанова, которого я знаю с 1992 года. О нем писали “Известия” в 1988 году, ещё до ферганских событий и отмечалось, что он принял фамилию Матанидзе. Я знаю, что он перехал в Грузию в 1984 г и жил в Хашури. Корреспонденту “Известий” тогда он заявлял, что в Грузии он вполне счастлив, дети и супруга довольны. Добавлял, что при желании всегда может наведать родное село Ошора в Ахалцихе. Я лично не знаю причины его отъезда из Узбекистана и поселения в Грузии. В 1992 году я его встретил в Анкаре у эмигрантки из Азгура Кабиры Матановой, перебежавшей в Турцию с отцом в 1932 году. Рядом была её сестра Назира. Тогда в Анкаре он был гостем и говорил, что в Грузии все прекрасно, хотя там шла гражданская война и происходили ужасные вещи. Я не осуждал его картвельскую ориентацию, отмечал, что каждый свободен выбирать фамилию, родину и даже национальность. Только пусть он не говорить от имени всех выселенных, поскольку среди них грузин очень мало. Однако, он не угомонился. В 1997 году он приехал в Бурсу. Когда встретились, он объяснил причину переселения из Грузии в Турцию желанием его детей, хотя в 1992 году он убеждал меня, что дети весьма довольны в Грузии. Да, Бог с ним, с такими все понятно. Но все же всему есть предел. В 2011 году, когда в Анкаре состоялся учредительный съезд Всемирной ассоциации ахалцихских турок (ДАТУБ), я при всех в фойе попросил его назвать свою национальность. Он ответил: “Это только Всевышний знает.” Ему тогда было уже 77 лет и он ещё не знал свою национальность. Конечно, же его национальность не бог весть какая тайна и все всем прекрасно известно, да только вот бесхребетность Бахадира удивляет. Рядом стоял студент Руслан Маратович, внук покойного Лятифшаха Бараташвили и племянник покойной Клары Бараташвили (у. 2012). Как известно, его отец, дед, дядя Баттал, тети Тамара и Клара, утверждали, что турки, выселенные из Ахалцихского региона, являются бывшими месхами. Но они не имели права навязать этот этнический ярлык на всех выселенных, если бы даже сами были месхами. Однако, они хотя бы открыто отрекались, а этот Бахадир Матанидзе, боялся назвать себя месхом или грузином. Непонятно только почему он все же выбрал Турцию и бросил прекрасную Грузию. Почему он он не обосновался в свем отцовском доме в Ошоре? Кто его не пускает и что ему мешает? Надеюсь, об этом он тоже когда – нибудь искренно расскажет. Всего хорошего.

  • güneş:

    ben narış mehletıyı ve kızını arıyorum.kendısı amcamın hanımı olup sürgunde turkmenıstana sürülmüş.daha sonra izi bulunamadı.oradakı komşuları buradan gttılr bır kızı var doktor oldu demışler.gürcıstanda matemetık öğretmenı olan kocası mecıd gurbanovdur.2.dunya savaşında ölmuştur.naışı babasına bırakıp gıtmış oda babasıyla sürgune gıdıyor ve amcamdan bır kızı oluyor bulabılırsenız sevınırız cennete gıdersınız.amcamızın kızını yıllardır heryerde aradık ulaşamadık oda bızı aradığına ınanıyoruz

  • Yalan Diplomaside Mubahtır.
    Geçenlerde Sayın Davutoğlu, Azeri ve Gürcü Dışişleri Bakanlarıyla görüşmesinde şunu beyan etmiş: “Ahıska Türkleri konusunda ben her 2 dostuma da teşekkürü ifade etmek istiyorum. Bu bir barış projesidir. Çok zor şartlarda topraklarından uzaklaşmak zorunda kalmış Ahıskalıların topraklarına dönmesi gerçekten Güney Kafkasya’da 3 ülkenin de işbirliği ama diğer ülkelerin de katkılarıyla önemli bir barış projesidir. Ben Gürcistan’a teşekkür ediyorum; onların bu proje etrafında geri dönüşlere imkan sağladıkları için. Azerbaycan’a teşekkür ediyorum, çünkü çok sayıda en çok sayıda belki Ahıskalı Azerbaycan’da yaşıyor. Azerbaycan da ciddi destek veriyor. Nihayet biz halkların, yan yana yaşayan halkların ebedi dostluğuna inanan ülkeleriz. Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan birbirlerinin toprak bütünlüğüne saygı duyan halkların yan yana yaşadığı ülkeler. O bakımdan Ahıska Türkleri’nin dönüşü aslında bütün diğer ülkelere de örnek teşkil edecek büyük bir barış projesidir. Bunun hızlanarak başarılı bir şekilde sürmesi her 3 ülkenin de barış ideallerine ne kadar yakın olduğunu gösteren önemli işaretlerden biri olacaktır”.
    Bu pasajı okuyan da zannedecek ki dönüş yasasının yürürlüğe girdiği 2007’den sonra Ahıskalılar Ahıska’ya dünüyorlar. Davutoğlu, geçen 7 yılda yasa çerçevesinde hiçbir Ahıskalının Ahıska’ya dönemediğini bilmiyor mu? Kimse dönemediği halde, Gürcistan faşistleri dönüşü engellediği halde Davutoğlu Gürcüsitan’a neden teşekkür ediyor? Gürcistan Ahıskalıları kabul etmek zorundadır ve bizim bu şoven Türk- İslam düşmanlarına teşekkür borcumuz falan yoktur. Davutoğlu lütfen bizim adımıza Gürcistan’a teşekkür etmesin. O önce Türkiye’de vatandaşlık bekleyen 4.500 Ahıskalı sığınmacıya vatandaşlık versin. Türkiye Ahıskalı Türklere vatandaşlık vermiyorsa, Gürcistan niye versin ki? Cumhurbaşkanı iken Saakaşvili İnegöl ve Samsun’da Gürcü kökenli T.C. vatandaşlarına Gürcistan vatandaşlığı dağıtırken Davutoğlu bu faşiste Ahıskalı Türkleri niye sormadı? Davutoğlu Gürcü politikasından bihaberdir, bunu anladık, ancak Gürcülerin yıllardır bu konudaki şoven ve ırkçı tutmularını koskoca Bakan bilmiyor mu? Biliyor, ancak diplomasi yapıyor, Gürcü meslektaşını incitmek istemiyor. 7 yılda Ahıska’ya 7 aile niye almadınız bile diyemiyor, çünkü Davutoğlu her konuda olduğu gibi bu konuda da samimiyetten uzaktır. Ahıska’ya dönüş hala hayaldir,Davutoğlu’nun burada bahsettiği barış projesi de Suriye, Mısır, Kıbrıs, Bosna barış projeleri gibi Davutoğlu doktrininin hüsranını ifade ediyor. Ahıskalı zavallılar da Türkiye’de vatandaşlık bekliyor.

  • DATUB kendi sitesinde verdiği habere şu başlığı atmış: ‘Sürgündeki Ahıskalılar, haklarını Avrupa Konseyi’nde arıyor:’
    Bence DATUB bu tür haberlerde dikkatli ve titiz olmalıdır, çünkü bugün artık Ahıskalılar sürgünde değildirler ve ‘sürgündeki Ahıskalılar’ ifadesi büyük bir hatadır. Bu mantıkla şimdi Kazakistan, Özbekistan, Amerika, Azerbaycan, Türkiye ve diğer ülkelerdeki Ahıskalılar ‘sürgündeki Ahıskalılar’ mı oluyorlar? Mesela, Nazarbayev Kazakistan’daki Ahıskalılara ‘sürgündeki Ahıskalılar’ dediklerini duyarsa, skandal olmaz mı? Ahıskalılar oturdukları ülkelerin eşit haklara sahip vatandaşlarıdırlar ve DATUB bu ‘sürgündeki Ahıskalıları’ nereden uyduruyor? Bugün ‘sürgünde Ahıskalı’ yoktur, sadece Ahıska’ya dönmemiş, dönememiş veya dönmek istemeyen Ahıskalılar var.
    DATUB sitesindeki haberin daha ilk cümlesi tam bir fiyaskodur: ‘Sovyet Rusya’nın 70 yıl önce Orta Asya steplerine sürdüğü 126 bin Ahıska Türkü, o günden beri geri dönüş mücadelesi veriyor.’
    Evvela Ahıskalıları ‘Sovyet Rusya’ değil Sovyetler Birliği sürgün etmişti. İkincisi, 1944’te sürülen 126 bin Ahsıka Türk’ünden bugün hayatta kalanlar sadece 3-4 bindir. Şimdiki Ahıskalı nüfus ise sürgün edilmiş nüfus değildir, sürülenlerin çocukları söz konusudur. Sonra bu ‘geri dönüş mücadelesi’ veren de kimdir? Kazakistan’daki Ahıskalılar geri dönüş mücadelesi vermiyorlar. Türkiye’ye gelenlerin de böyle bir derdi yoktur. Amerika’ya gidenlerin Ahıska’ya dönme mücadelesi verdiklerine de ancak salaklar inanır. Acaba geri dönüş mücadelesi verenler kimlerdir? Yoksa DATUB rüya mı görüyor?

  • Дожили, как говорится. Вступает в силу новый законодательный акт, регулирующий проживание иностранцев в Турции. С января 2015 года, чтобы получить вид на жительство в Турции, ахалцихские турки обязаны обращаться в консульства Турции по месту проживания и представить документ, подтверждающий депортацию из Грузии просителя (или его родителей или же близких родственников). Заявление за видом на жительство в Турции ахалцихские турки будут подавать в рамках гуманитарной поддержки ущемленных в правах иностранцев согласно новому закону Турции. Консульства обязаны ответить на заявления в течение 90 дней. До 01.01.2015 заявления принимаются и в самой Турции. Ахалцихские турки могут получить также вид на жительство на общих основаниях, который выдается на длительные сроки за определенную сумму. Однако детали не уточнены, поскольку еще не введены инструкции и подзаконные акты, регулирующие исполнение положений нового закона. Как правило, ахалцихские турки обращались за видом на жительство в Турции, куда они въезжали в качестве туристов. Вьезжавшие в Турцию после 01.01.2015, уже не смогут обращаться за видом на жительство в самой стране и им придется вернуться обратно.
    И вновь возникает вопрос о Законе № 3835 “О приеме и заселении ахалцихских турок в Турцию” от 1992 года, который до сих пор остается в силе, но почему -то не исполянется Совмином Турции. В правовом государстве закон должен исполняться или же в него вносятся изменения, поправки и дополнения с учетом новых условий или же закон отменяется ввиду негодности. Совершенно непонятна позиция властей, которые игнорируют закон вот уже 22 года, но и не отменяют его. Ведь практика выдачи вида на жительства ахалцихским туркам на гуманитарном основании в правовом смысле означает, что турецкие власти предпочитают иметь у себя ахалцихских турок в качестве иностранцев, имеющих вид на жительство. А упомянутый закон предусматривает непосредственный прием в гражданство и при желании заселение с представлением прав и льгот. Кстати, этот закон охватывает именно тех ахалцихских турок, которые находятся в наиболее тяжелом состоянии, например, как в Славянском районе Украины).
    Новый закон о правилах проживания иностранцев в Турции приспособлен к евростандартам и другие его детали следовало бы доводить до сведения наших земляков в каратчайшие сроки.
    Орхан Уравелли.

  • Haber şöyle: Manas Üniversitesi ve TIKA’nın da desteği ile Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 15-18 Ağustos 2014 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan “Sürgünde Ahıska Türkleri Yükseköğretim Öğrencileri Çalıştayı” başladı. Burada ‘sürgün’ kelimesinin tamamen yersiz olduğu ve gerçeği yansıtmadığı aşikardır. Aynı haberde zaten belirtildiği üzere Büyükelçi Metin Kılıç ve Rektör Mukayev ‘sürgün’ kelimesinin yersiz ve yanlış kullanıldığını nazikçe belirtmişlerdir. Bugünkü Ahıskalıların sadece cüzi ve yaşlı kısmı sürgüne maruz kalmıştır. Ahıskalıların çoğu, belki yüzde 90’ı sonraki kuşaktandır ve sürgün değildir, bulundukları ülkelerde eşit haklara sahiptirler. Rusya’da bile onlara sadece birkaç vilayet dışında herhangi iskan veya hukuki bir engel yoktur. ‘Sürgün Ahıskalılar’ ifadesi sadece halkımızın bugün oturdukları devleri kızdırmaktan ve yerli halkı yanlış anlamalara itmekten başka neye yarayacaktır? Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakistan, ve diğer ülkelerde Ahıskalılar misafir olsalar da vatandaştırlar ve resmi yasalar açısından hiçbir ayırımcılğa maruz kalmıyorlar. Oysa Türkiye’de Ahıskalının ikamet alması ve vatandaş olması tam bir meseledir. Sürgün nakaratını bırakalım da bu sorunları çözelim.

  • Aksi Diplomasi
    Dışişleri Bakanımız Mevlut Çavuşoğlu geçenlerde Ankara’da görüşme sırasında Gürcistanlı meslektaşına şöyle demiş: “Gürcistan’ın 2007’de çıkardığı yasayla Ahıska Türkleri anavatana dönme imkanı buldu. Gürcistan hükümetinin son kararları ve eylem planı, Ahıska Türklerinin şartlarını iyileştirmek içindir. Bu adımlar için teşekkür ediyoruz”.
    Ne yazık ki Çavuşoğlu ve danışmanları hayal aleminde yaşıyorlar, çünkü söz konusu yasa çıkalı tam yedi yıl geçmesine rağmen Ahıskalılardan bir aile bile Gürcistan vatandaşlığı alamamış ve dolayısyla da sürüldüğü dede baba toprağına dönememiştir. Hal böyleyken Dışişleri Bakanımız Gürcistan’a, niçin ve hangi uygulamalar için teşekkür ediyor?
    Gürcistan, 2007’de uyguladığı yasayı uygulamıyor ve milleti süründürüp zaman kazanıyor. Türkiye hükümetleri de Ahıska Türklerinin Türkiye’ye Kabulü ve İskanı Hakkında ta 1992’de çıkarılmış Kanunu göz ardı edip sallamıyor bile. Acaba Ahıskalılar hangi devletten medet umsunlar?

  • ecem:

    radyo yayınları bölümünde verdiğiniz linklerin hepsi kırık düzetebilirmisiniz ?
    birde kazakistanın türk gençlerine verdiği bir burs var mıdır ?

  • Orhan Uravelli:

    POSTANOVLENİYE SOVETA MİNİSTROV N 2015/7668

    V svyazi s pismom Ministerstva inostrannıkh del ot 24.04.2015 za N 7766471 Sovet Ministrov 27 aprelya 2015 goda soglasno st. 1 Zakona ot 02.07.1992 za N 3835 prinyal reşeniye o priyome v Turtsiyu v 2015 godu v kaçestve zaselyayemıkh emigrantov 677 semey iz çisla akhaltsikhskikh turok, jelayuşikh pereselitsya v Turtsiyu i nıne jivuşikh v Ukraine, osobenno v zonakh boyov i riskovannıkh rayonakh, naçinaya s tekh, kotorıye nakhodyatsya v naiboleye trudnom polojeniyi. /podpisi /

    Perevod O.Uravelli iz Resmi Gazete (‘Ofitsialanya gazeta’) No 29358, 17 maya 2015 goda.

    P.S. Çerez 22 goda, nakonets, vspomnili o zakone. Rayonı i poryadok zaseleniya budut opredelenı upolnomoçennoy komissiyey Sovmina dopolnitelno.

  • Orhan Uravelli:

    Постановление Совета Министров Турции

    В связи с письмом Министерства иностранных дел от 24.04.2015 за № 776647 Совет Министров 27 апреля 2015 года согласно ст. 1 Закона от 02.07.1992 за № 3835 принял решение о приеме в Турцию в 2015 году в качестве заселяемых эмигрантов 677 семей из числа ахалцихских турок, желающих переселиться в Турцию и ныне живущих в Украине, вособенности в зоне боев и рискованных районах, начиная с тех, которые находятся в наиболее трудном положении.
    (ПОДПИСИ)

    Перевод Орхана Уравелли из “Ресми газете” (“Официальная газета”) № 29358, 17 мая 2015 г.

  • Muhammed Mursalov (PULteli):

    Selam. Gunaydin. Siz hic Ahiska-Muzik VATAN. sharkisini dinledinizmi? rica ederim dinleyin illahdaki iyce dinleyin. o sharkinin icerisinde provokasion sozcukler olduqunu goreceksiniz.
    73 yildir Vatan topraklarina donmemiz icin mucadele etdiyimiz, haala tutarli donush elde edemediyimiz bir donemde bele sozler eks tesirleri bizim umumi amacimiza karshi kaldirmazmi?
    Rica ederim Ahiska-Muzik VATAN. sharkisi arashtirilsin kim okumush? kim yootube atmish onlarin adlarinin ve mekanlarinin azilmasi sherti ile ifsha edilsin. bende oyrenmek isterdim.
    Dr. Muhammed Mursalov (PULteli)

Leave a Reply

VATANA ZİYARET
------------------------------------------------ ---------------------------------------------------- TABİATIN MUCİZELERİ. Aydan Arı Sudan Duru BOZKURT
Reklam ve İlanlar

Ahıskalı Türkler bu ülkelerde yaşamakta

DATÜB 1.Kurultayı Delegeleri Anıtkabir'de

Karabağ'ı Unutma! Unutturma!